Install this theme
And once the storm is over you won’t remember how you made it through, how you managed to survive. You won’t even be sure, in fact, whether the storm is really over. But one thing is certain. When you come out of the storm you won’t be the same person who walked in. That’s what this storm’s all about.
Haruki Murakami (via h-o-r-n-g-r-y)
waandering:

Wow.

waandering:

Wow.

bublyful:

magic | Tumblr on We Heart It.

bublyful:

magic | Tumblr on We Heart It.

Some people feel the rain. Others just get wet.
Bob Marley (via psych-facts)
banjosandbogs:

The Fog!

The view!

banjosandbogs:

The Fog!

The view!

goabroadd:

imcomingcolorado:

raggedglory:

leave the christmas trees in the forests, you cretins…

endlessme:

One Photo, 126 Frames, 2 Billion Leaves, 247 Feet

Cloaked in the snows of California’s Sierra Nevada, the 3,200-year-old giant sequoia called the President rises 247 feet. Two other sequoias have wider trunks, but none has a larger crown, say the scientists who climbed it. The figure at top seems taller than the other climbers because he’s standing forward on one of the great limbs.

have this poster in my dorm room it is rad as fuck

samez! 

condenasttraveler:

Agritourism in the Pacific Northwest “Harvest Swoon” (March 2013). Photo by Peter Frank Edwards

condenasttraveler:

Agritourism in the Pacific Northwest “Harvest Swoon” (March 2013). Photo by Peter Frank Edwards

What’s this nonsense with the axes?
Me

odditiesoflife:

The Black Rose of Turkey

Turkish Halfeti Roses are incredibly rare. They are shaped just like regular roses, but their color sets them apart. These roses are so black, you’d think someone spray-painted them. But that’s actually their natural color.

Although they appear perfectly black, they’re actually a very deep crimson color. These flowers are seasonal – they only grow during the summer in small number, and only in the tiny Turkish village of Halfeti. Thanks to the unique soil conditions of the region, and the pH levels of the groundwater (that seeps in from the river Euphrates), the roses take on a devilish hue. They bloom dark red during the spring and fade to black during the summer months.

The local Turks seem to enjoy a love-hate relationship with these rare blossoms. They consider the flowers to be symbols of mystery, hope and passion, and also death and bad news.

Seeing a black rose in full bloom is a once-in-a-lifetime sort of thing. Don’t miss it if you ever happen to be in Turkey during the summer.

(via Oddity Central)

Herkesin hırsız olduğu bir ülke varmış.Gece olunca, insanlar maymuncuklarını ve fenerlerini yanına alır ve komşusunun evini soymaya gider, gün doğarken geri döndüklerinde yüklerini alırlarmış. Ama her seferinde kendi evlerini de soyulmuş bulurlar. Ülkede herkes çok mutludur, kimse kaybetmez,çünkü herkes birbirinden çalar ve bu dolasım, son kişi ilk kişiden çalana kadar sürermiş.
Bir gün, nasıl olmuşsa, dürüst bir adam ortaya çıkar. Gece olduğunda, çanta ve fenerle dışarı çıkmaktansa evinde kalıp roman okumayı tercih eder. Hırsızlar geldiğinde ise evde ışık yandığını görüp soymak için içeri girmezler. Ve bu durum bir süre devam edince, ahali bir konunun açıklığa kavuşmasını ister:
- Çalışmadan yaşamak senin tercihin, ama başkalarını bir şey yapmaktan alıkoymaya hakkın yok.”
Bunun üzerine dürüst adam, geceleri evinden çıkar, fakat hiçbir şey çalmaz. Döndüğü zaman evini hep soyulmuş bulur. Ve bir haftadan daha az bir sürede, yiyecek tek bir şeyi kalmaz. Dürüst adam soygun yapmadığı için soyulmayanlar diğerlerine göre daha zenginleşmekte ve artık çalmak istememektedir. Dahası, dürüst adamın evi de artık bomboş olduğu için o evi soymaya gidenler de yoksullaşmaktadır. Zenginler, kendileri için soygun yapmak üzere maaşlı hırsızlar tutmaya baslar. Zengin fakir ayrımı giderek çoğalır. Zenginler mallarını korumak için polis teşkilatı ve hapishane de kurarlar. Birkaç yıl geçtikten sonra, artık kimse soymaktan ve soyulmaktan söz etmemektedir, sadece zengin ve yoksul vardır; Ama hâlâ hırsızlık yapmaktadırlar.
Tek dürüst adam ise daha isin basında açlıktan ölmüştür
From supruntu